Umutsuzluk çağında umutlu kalabilmek.
"Çevremizdeki insanların ortalaması, sizsiniz." sözünü herkes bilir, çevremizdeki insanları yaşantıları ve karşılaştığı zorluklar her bünyede aynı tepkiyle karşılaşmaz. Kimisi mücadele eder, kimisiyse pes eder; kimisi mücadelesini bağırıp çağırarak yaparken, kimisi köşesine çekilip sessizleşip depresyona girer.
Hepsinin ortak bir gündemi var, hepimizin öyle. Gelecek Kaygısı!
Her birimiz en yüksek statüdekiler dahi gelecekten endişeliler, biz gençler acaba bir baltaya sap olacak mıyız endişesiyle yaşarken, yaşça büyük olanlar işlerini koruyabilecekler mi yoksa işlerini kaybedecekler mi bunun üzerine endişelenirler.
Ancak bu biz gelişmiş beyine sahip canlılarda var, belki de sadece bizde bunun büyük bir kısmını Amigdala dediğimiz beynimizde duyguları kodlamak, yorumlamak ve depolamak olan bu yapı, temelde bunları nöronların uzantılarıyla aktarır. Bazen bunaldığımda bu aklıma gelir, sonraysa kendime telkinlerim vardır. Bu telkinlerin büyük kısmı Marcus Aurelius dediğimiz Roma İmparatoru ve felsefeci hocamdan gelir, onun öncülük ettiği bir felsefi akım olan Stoacılık bende birçok konunun demlenmesine neden oldu.
Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un Yapay Zeka ile yapılmış bir resmiStoa felsefesi bana çok yakın bir felsefe, genel ilkeleri ise şunlardır:
--Doğanın Uyumu (Logos):Stoacılar, evrenin bir düzen içinde olduğuna inanır ve insanların bu düzenle uyum içinde yaşamaları gerektiğini savunur.
--Kendi Kontrolümüzdekiler ve Olmayanlar: Sadece kendi eylemlerimiz üzerinde kontrol sahibi olmamız gerektiğini vurgularlar, çünkü diğer faktörlere odaklanmak stres ve huzursuzluğa neden olabilir.
--Duygusal Denge (Ataraxia):Stoacılar, duygusal dengeyi korumanın önemini vurgular ve içsel huzurun dış etkenlere bağlı olmamasını öğretir.
--Bağışıklık Kazanma (Apatheia):Duygusal eşitsizlik yerine duygusal bağlılıktan kaçınmayı teşvik eder, bu da daha kontrollü tepkilerle olaylara yaklaşmayı amaçlar.
--Erdem (Virtue):Stoacılar, erdemin adalet, cesaret, bilgelik ve ölçülülük gibi değerler olduğuna inanır ve erdemli bir yaşamın kişisel gelişim ve mutluluk için temel olduğunu öne sürer.
Bundan dolayı Stoa beni hayatın sonsuz olmadığı, her şeyin benim kontrolümde olmayacağı ve buna da gerek olmadığını telkin eder. Duygusal bir dengeye sahip olmam gerektiğini, içsel huzur ile tam performansımın ortaya çıkacağını vurgular.
Yeni dünyada özelliklede Soğuk Savaşın bitmesiyle beraber sosyal mühendisliğin azaldığını iddia ettiler ancak sosyal mühendislik şu anda belki de hiç olamadığı kadar fazla yapılmakta. Evet eskiden bununla ilgilenen bölümler vardı ve tüm işleri buydu ancak şu anda tüm dünya farkında olmadan tek tipleşiyor, bunu öyle sosyal birimler yıllarca uğraşıp başaramamıştı, en absürt örnekle Hitler Almanya'sındaki propagandalarda dahi belli bir seviyeye kadar ulaşmıştı bu tek tip insan ancak şu anda görüyoruz ki herkes her şeyi yapabileceğine inanıyor, her alanda uzmanlaşacağına inanıyor, dünyanın gidişatına yön verebileceğini düşünüyor evet belki yapabilir ancak istatistiki olarak çok düşük.
Bir hedef koyuyor, bu hedef uzaya çıkmak örneğin, ağaca çıkınca ise mutsuz oluyor. İnsan önce ayakları yere basan hedefler belirlemeli bence, ama bu çok tehlikeli bir konuyu da doğurmakta. Kendini tekrarlamak!
Bundan dolayı hedeflerimizi belirlerken kendimizi hem zorlamalı hem de umutsuzluğa sürüklememeliyiz.
Bu yazımdaki umutsuzluk teması aslında gençlerin umutsuzluğu, elbette her yaşın kendine göre umutsuzluk konusu değişir ancak bir genç olarak neden çevremdeki insanlar umutsuz ya da neden ben bazen bu bataklığı sürükleniyorum bunu anlatmaya çalışacağım.
Günümüzde birçok genç, umutsuzluk duygularıyla mücadele ediyor. Bu karmaşık durumun ardında yatan dinamikleri anlamak, çözüm yollarını bulmak için önemlidir.
1. Ekonomik Belirsizlik: Gençler, gelecekteki iş olanakları ve ekonomik güvence konusunda belirsizlikle karşılaşabilir. İş piyasasındaki rekabetin artması, kariyer hedeflerine ulaşma konusunda endişeler yaratabilir.
Sonuçta biz insanız ve temel şeylere ihtiyaç duyarız, özellikle sanayi devrimiyle beraber birçok konuda refaha ulaşan insanlık(tabi ki bazı toplumlar için) hep daha fazlasını istemekte, bir ceketim var ama neden iki ceketim olmasın derdine girebiliyor. Tabi ki bu belli bir süreden sonra ciddi dopamin eksikliğine ve sıradanlığa erişiyor, sonrasıysa o zevkin ve şevkin kırılmasıyla ciddi yan etkileri oluyor.
Günümüzde maalesef bir öğrenci olmak çok ama çok zorlaştı, zor bela iyi bir üniversitede iyi bir bölümde okuyorsanız KYK yurtlarının uygun ortamdan yoksunluğu, yemeklerin kötülüğü ve dahası gibi şeylerle karşılaşırsınız. Ekonomik özgürlüğünüz olsa her gün dışarıdan yemek yiyebilir ya da bir kiraya çıkıp hayalinizdeki gençliği yaşayabilirsiniz, e peki neden yaşayamıyorsunuz?
Cevap:
Ekonomik zorluklar..
Bunun gibi örnekleri daha da arttırabiliriz.
2. Sosyal Medyanın Etkisi:
Sosyal medya, gençler arasında kendini sürekli olarak karşılaştırma ve mükemmeliyet baskısı yaratabiliyor. Başkalarının sadece olumlu yanlarını görmek, kişisel değersizlik hissine yol açabiliyor.
Neden yüz hatlarım keskin değil, neden kaşım yamuk, neden boyum 2 metre değil! gibi kendini hep yetersiz hisseden bir grup türedi ve maalesef sayıları da hiç az değil.
Ünlü bir markanın bir yeni ceketi mi çıktı, hemen almalı ve fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşmalı. ünlü birisi yeni bir hareket mi yaptı (bir dans ya da elle yapılan bir şeyler), hemen aynısını yapmalı ya da bir sosyal medya fenomeni yeni bir kelime mi uydurdu bunu kullanmaya başlamalı.
Sosyal Medya iki ucu keskin bir bıçak gibi, doğru kullanmamız gerekiyor ancak yönlendirmelerden uzağa gidemiyoruz.
3. Mental Sağlık Zorlukları:
Depresyon, anksiyete ve diğer mental sağlık sorunları, gençlerin umutsuzluğa sürüklenmesine neden olabilir. Bu zorluklarla baş etme konusunda yeterli destek olmaması sorunu derinleştirebilir.
Gençler arasındaki umutsuzluk, ekonomik belirsizlik, işsizlik endişesi ve rekabetin artması gibi etmenlerden kaynaklanıyor. Bu durum, gençlerin yaşamlarını sürekli başkalarıyla karşılaştırmalarına ve değersizlik hissiyatını artırmalarına yol açıyor.
Stoacılık felsefesi, gençlere bu zorluklarla baş etme konusunda rehberlik edebilir. Doğanın uyumu, duygusal denge ve erdem gibi ilkeler, gençlere içsel güçlerini keşfetmeleri ve olumlu bir geleceğe odaklanmaları konusunda yardımcı olabilir.
Ancak gençlerin umutsuzlukla mücadelesi sadece kişisel değil, aynı zamanda mental sağlık sorunlarını da içeriyor. Depresyon, anksiyete ve stres gibi sorunlar, gençlerin duygusal iyilik hallerini olumsuz etkiliyor. Bu noktada toplum olarak gençlere destek olmak, kapsamlı kariyer destekleri ve psikolojik destek sağlamak önemlidir.
Gençlerin gerçekçi beklentiler oluşturabilmeleri ve toplumsal güçlenmeye katkı sağlayabilmeleri için bilinçli sosyal medya kullanımını teşvik etmek de önemlidir. Unutulmamalı ki, gençler toplumun geleceğidir ve onlara sağlanan destek, toplumsal güçlenmeye katkı sağlayacaktır.
Peki bu sorunu nasıl çözebiliriz.
Aslında sorunu çözmek yerine sorunları sorun etmemeye gayret edersek ortada bir sorun kalmaz, evet biraz saçma gibi ama elimize olmayan şeylerden dolayı streslenmek gereksiz.
Mesela final sınavından çıkmış bir öğrenci kaç alacağım diye streslenip uyuyamıyorsa kendisine yazık ediyordur. Onun sorumluluğu sınavdan önceydi ve eğer sorumluluklarını yerine getirdiyse streslenmemelidir. Buna rağmen kötü geldiyse de bir sorun analizi yapıp çözümleri düşünmelidir.
Bunları şöyle maddelendirebilirim galiba,
Duygularınızla Yüzleşme:
Öncelikle duygusal durumunuzla yüzleşmek, hislerinizi anlamak önemli. Bazı günlerin zor olabileceğini kabul etmek, duygusal bir bağlam yaratmanıza yardımcı olabilir. Her günümüz mükemmel geçmiyor sonuçta.
Küçük Adımlar ile gelen Büyük Değişim:
Hedeflerinizi belirlerken küçük adımlarla başlayın. Büyük hedeflere odaklanmak yerine, küçük başarılarla başlamak sizi motive edebilir. Unutmayın en büyük yolculuklar tek bir adımla başlar.
Kendinize Zaman Tanıma:
Her şeyi hemen düzeltmek zorunda değilsiniz. Kendinize zaman tanımak, duygusal iyileşme sürecinde önemlidir.
Güvendiğiniz Kişilerle Konuşma:
Duygusal destek almak için güvendiğiniz kişilerle konuşun. Aile, arkadaşlar veya bir profesyonel, duygusal yükünüzü hafifletmeye yardımcı olabilir.
Kendi Kendinize İyi Davranma:
Kendinize nazik olun. Mükemmel olmaya çalışmak yerine, kendinizi olduğunuz gibi kabul etmek, duygusal iyilik halinizi artırabilir.
Doğada Zaman Geçirme:
Doğada zaman geçirmek, sakinleşmenize ve perspektif kazanmanıza yardımcı olabilir. Bir parkta yürüyüş yapmak, zihinsel sağlığınıza olumlu etki edebilir.
Küçük Keyiflerin Peşinden Gitme:
Günlük yaşamın içindeki küçük keyiflere odaklanın. Bir fincan çayın tadını çıkarmak veya sevdiğiniz bir aktiviteyle meşgul olmak, ruh halinizi iyileştirebilir.
Yarın İçin Umut Besleme:
Geleceğe dair umut beslemek önemlidir. Küçük hedeflere odaklanmak ve yarının getirebileceklerine dair olumlu düşünceler geliştirmek, umut dolu bir perspektif sunabilir.
.jpg)
.jpeg)
.jpg)
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder