Le Radeau de La Méduse - Medusa'nın Salı

 

Le Radeau de La Méduse - Medusa'nın Salı




Bu esere şöyle bir çizgi çekersek, iki farklı duygunun aktarıldığını göreceğiz: sol tarafta keder, sağ taraftaysa umut. Önce kederden başlayalım. Bu sal, ölümle mücadele eden hatta çoktan ölmüş insanları taşıyor. Sol taraftan gelen o büyük dalga, belki de şu ölü bedeni sağdan dışarı atacak; ama hemen sağındaki beden için aynısını söylemek zor. Çünkü bu bedeni tutan birisi var. Muhtemelen kendisi bir baba ve oğlunun ölümüne şahit olmuş, yaz tutma sürecini çoktan atlatmış gibi görünüyor. Ama yine de, dalgaların bu bedeni saldan atmasına izin vermemek için eliyle oğlunun bedenini tutuyor. Diğerlerinde o duygu yoğunluğuna karşılık, bu adamda bir boşvermişlik var.

 Artık kurtulup kurtulmamak bile önemli değil onun için; oğlu öldüğünden cezasını çoktan çekmiş. Ne olacaksa olsun tavrında. Oysa hemen yanındaki figüre bakın, dehşet içinde. Üst taraflara geçtiğimizde, bir heyecan kendini gösteriyor birbirlerine. Bir şey göstermeye çalışıyorlar. Bu insanların herkesin baktığı belli bir yön var, gördükleri şeyin ne olduğunu tahmin etmek zor değil. Çok uzaklarda, küçücük de olsa bir gemi görmüşler. Geminin onları fark etmesi için mendillerini sallayan iki figür görüyoruz, ama bu ikisinden dikkatleri tabii ki daha yüksekte olanı çekiyor. Bu figür, bir tiyatroda sahne ışıklarının odaklandığı bir başrol adeta. Eğer gemi bu salı fark edecekse, tepedeki figür sayesinde fark edecekler, bu insanlar eğer kurtulacaklarsa, İşte bu tepedeki kişi sayesinde kurtulacaklar. Eser, kasvetli tasvirlere rağmen kahramanca bir hava yakalamayı da ıskalamıyor. Bu ikili düşmesin diye onları tutan insanlara bakın, o kenetlenme hali. Bu kadar kederden sonra, umuda verdikleri son bir şans; sol alttan sağ üste doğru akıp giden bir duygu akışı var. Kederden umuda doğru şiddetli bir geçiş görüyoruz, ama genel atmosfer halen çok karamsar. Gemi o kadar uzakta ki, bu salı fark eder mi, etmez mi kestiremiyoruz. Eser, buradakilerin kurtarılacak korkunç olanı. İşte bu resmin gerçek bir olaydan esinlenilmiş olması. Çünkü gerçekte yaşananlar, bu eserde gördüklerinizden çok daha korkunç.

 

Neler Oldu?

 

İnsanın kendisini hayatta tutmak adına yapmayacağı iş yok. Yeri gelir birisine suç atar, yeri gelir birisini öldürür, hatta yeri gelir birisini yer. İşte Medusa isimli gemi sefere çıktığında, bazı yolcular o seferde hayatta kalmak adına ilk defa birini öldüreceklerini veya ilk defa insan eti yiyeceklerinin farkında değillerdi. 1816 yılında Napolyon'un Deniz savaşlarına katılmış bir gemi olan Medusa, 17 Haziran günü Fransa'dan kendisine eşlik eden üç gemi ile beraber Batı Afrika'ya doğru yelken açtı. Amacı Senegal'i İngilizlerden devralıp kolonisi yapmaktı. Gemide üst düzey insanlar vardı ve oradaki bir vali hedef noktasına bir an önce varmak istediğinden geminin kaptanı da acele etmeye başladı, kestirme bir güzergahtan hedefe ulaşmaya karar verdi. Rotasını değiştiren Medusa, kendisine eşlik eden üç gemiyle olan bağlantısını kopardı ve daha da kötüsü, gemi, kaptanı uzun zamandır sefere çıkmamış biriydi. Kaptan gemiyi sığ sulara soktuğunu çok geç fark etti. Herkes bir baktı ki, Medusa karaya oturmuştu ve tüm uğraşlara rağmen o karadan çıkartılamadı, yapacak bir şey yoktu. Medusa, kullanılmayacak bir haldeydi.

 

Bunun üzerine içerideki insanlar dışarıya saldı. İşte tam da bu noktada bir kahramanlık hikayesi doğdu. Bütün kaptanlar, rütbeliler ve zenginler bir gemiye bindi ve oradan ayrıldı. Geriye kalanlar ise sal ile kurtarılmayı bekledi. Denizin ortasında, hiçbir şeyleri yok. Yiyecekleri yok, içecekleri yok, sığınacakları bir liman yok. Onlar sadece, denizde kaybolmuş birer noktadan başka bir şey değiller. Gemi, tam da zor günlerin başlamasına ramak kala geminin bir filika ile kurtarılması başarısını elde etti. Birkaç kişi kurtuldu, ama onlardan bazıları daha sonra intihar etti. Bazıları saldaki diğer yolcuları yemeye başladı. İşte Géricault'un eseri bu olaya dayanıyor. Gemi, dalgalarla karşı karşıya kalırken, salın içindeki insanlar birbirlerine karşı çıkmış. Tüm bunlar bir öğretici deneyimden fazlasıydı. Tıpkı kaşiflerin keşfettiği coğrafyanın, daha önce keşfedilmediği gibi.

Herkes bir baktı ki Medusa karaya oturmuştu ve tüm uğraşlara rağmen o karadan çıkartılamadı yapacak bir şey yoktu Medusa kullanılmayacak bir haldeydi Can kurtaran filikaları devreye girmek zorundaydı ama 400 kişiyi Taşıyan Medusa gemisinde 250 kişiye yetecek kadar filika vardı Bunun üzerine insanlar apar topar gemideki parçaları kullanarak genişliği 7 uzunluğu İsa 20 metre olan derme çatma bir sal yaptılar ve Filikalara binemeyen 147 kişi bu Sala yerleştirildi saldaki kişilerin gemideki alt düzey insanlar olduğunu söylememe gerek bile yok çünkü üst düzey yolcuların filikadan hazırdı ilk plan şuydu bu salın tek başına hareket etme şansı yoktu o yüzden sal iplerle filikalara bağlanacak ve filikalarda bir çekici görevi görüp bu salı karaya taşıyacaktır Ama filikalar bu salı hareket ettirmekte çok zorlanıyordu Ayrıca filika Kiler saldakilerin onlara saldıracağı da korkuyordu böylesine gergin bir ortamda salda kalmaya mahkum edilen bir kişi filikadan bir kişiyi öldürüp onun yerine geçmek isteyebilir en son pik adili bu salı kurtarmaktan Vazgeçti Sala bağladıkları ipleri kesip bu insanları bir nevi ölüme terk ettiler bu 147 kişi için günlerce sürecek bir hayatta kalma mücadelesi başlamamıştı erzak neredeyse hiç yoktu gemiden kalan bisküviler ilk günde bitmişti çıkan bir çatışma sonucu ellerindeki suları da kaybettiler ve geriye sadece birkaç fıçı şarap kalmıştı susuzluğunu şarapla gidermeye çalışanların durumu daha da kötüleşti 4 güne geldiğimizde 147 kişiden sadece 67 tanesi hayattaydı her geçen gün Sağdaki insanlar Tek Tek birbirlerini denize atıp öldürenler de vardı herkesin akıl sağlığı bozulmuştu zayıf düşenler denize atılıyordu bazı ölü bedenlere ise bir erzak muamelesi yapılıyordu hayatta kalmak adına yamyamlık baş gösterdi bazıları Tüm bu olanlara dayanamayıp kendilerini denize atıyor intihar ediyordu 13 güne geldiğimizde bu salda Sadece 15 kişi kalmıştı Ve o an neredeyse bir mucize denilebilecek bir olay gerçekleşti.


Hani ilk başta Medusa gemisine çıktığı seferde eşlik eden üç gemi var demiştik ya Medusa sonra rotasını değiştirdiği için bu gemilerle olan bağlantısını koparmıştı İşte o gemilerden Biri şans eseri salın konumuna yakın bir bölgeden geçmekteydi şans eseri diyorum Çünkü bu geçen geminin sağdakiler hakkında bir bilgisi yoktu sağdakiler bu gemiyi görür görmez dikkat çekmek için ellerinden geleni yaptılar ilk başta gemiye kendilerini Park ettiremedi gözden kayboldu ardından yaklaşık 2 saat sonra gemi tekrar ortaya çıktı ve bu sefer saldakiler kendilerine fark ettirmeyi başardılar Bu gemi derme çatma saldakilerindeki bu insanları Nihayet kurtardı yine de hepsine kurtuldu demek doğru olmaz çünkü salda hasta olup kurtarıldıktan kısa süre sonra hastalıktan hayatını kaybedenler vardı korku filmlerinden beter bu gerçek olay denizlerin gördüğü en büyük trajediler biri olarak tarihe yazıldı işte şimdi ressamımız dönmemiz Vahşete Merak [Müzik] gerekiyor ressam Theodor Jeriko bu trajedi yaşandığı sıralar 25 yaşındaydı ölüm ve kadavra gibi konseptlere zaten ilgiliydi Ayrıca sanat kariyerinde kırılma yapacak sansasyonel bir eser üretmek istiyordu Medusa olayını Duyar duymaz aradığını bulmuştu Jericho bu salda mahsur kalan insanlara aktaracaktır ama resmi çizmeye hemen başlamadı derinlikli bir araştırma yapması gerekiyordu ressam önce bu kaza hakkında haber yapmış gazetecilerle iletişime geçti ve bu olayı detaylarıyla öğrendi eserinde cesetleri de tasvir edeceğinden hastane morgları ziyaret edip oradaki kadavraların eskizleri çizdi Hatta cesetler Deek çürümeyi de gözlemleyebilmek için bazı Kol ve bacak parçalarını stüdyosuna götürdü en önemlisi Jericho Bu olaydan Kurtulmuş iki kaza zedeye ulaştı ve onlarla röportaj yaptı ama ressam bir kararsızlık içerisindeydi bu olayın hangi anını resmedecekti saldakilerin filika Kiler tarafından terk edilme anını aktarayım diye düşündü ardından salda gerçek le Şen İsyan ve infazı aktarmak aklına geldi Hatta bir ara saldaki yamyamlığı odaklan dedi ama bunların hiçbiri İçine sinmedi özellikle yamyamlığı aktarmak bu eser sergileneceği zaman fazla sert kaçabilir Jeriko romantik bir tabiata sahipti kendisine duygusal bir an gerekiyordu mesela sağdakiler kurtulma anını çizmek Fena fikir değil sanki Jericho bu sağdakiler kurtuldukları anı değil kurtulduklarını zannettikleri ana aktaracaktır birinci bölümden hatırlarsanız saldaki Bu kişiler i kurtarmaya gelecek olan gemi ilk seferinde bu salı fark etmemişti önce gözükmüş ardından kaybolup bir süre sonra geri dönmüştü ve bu kişiler o geminin ilk gözüktüğü zaman deliler gibi heyecanlanıp gemi ortadan kaybolduğunda İsa dumura uğramışlardır Oradaki bir kaza zeden aktarımıyla çılgınca bir Mutluluktan derin bir ümitsizlik ve kedere düşmüşlerdi işte Jericho Geminin tam kaybolmadan önceki anını aktardı bizlere O yüzden gemi bu kadar küçük gözüküyor çünkü bu andan Saniyeler sonra artık gözükmeme başlayacak bu kadar heyecanlanmayı Bir süre sonra hayal kırıklığına dönüşecek her ne kadar bu gözden kaybolan gemi tekrardan ortaya çıkıp onları kurtarsa da geminin bir süre kaybolduğu vakit bu kişilerdeki perişanlık merak uyandırıyor esere dair şöyle bir soru yöneltebilirsiniz sal biraz küçük gözükmüyor mu sonuçta bu sal 140 kişiyi taşımış 20 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğindeydi Jericho Bu gerçeği Tabii ki biliyordu ama kocaman bir salı eserini aktarmak tuvalinde epey bir yer anlamına geliyor yordu o dramatik etkiyi yakalamak için salın sadece bir kısmını eserine aktarmaya karar verdi ayrıca Jericho hava durumunu da değiştirdi salın kurtarıldığı gün havanın güneşli olduğu biliniyordu Oysa Jeriko fırtınalı bir tasvir tercih etti Artık eserin temel taşları yerine oturmuştu Jeriko için geriye bir tek bu taslı bir esere dönüştürmek kaldı saçını kesti stüdyosuna kendini kapattı ve Kapalı kapılar ardında büyük bir konsantrasyonla çalışmalarına başladı Tabii önce bazı denemeler yapmıştı Örneğin şu çalışmasına bakın tek başına ele aldığımızda o kasvetli atmosfer yine güçlü Ama asıl eserimizin yanında o kadar etkisiz kalıyor ki bir kere gemi Fazla yakın O yüzden geminin gözden kaybolması Bu tasvirde pek gerçekçi gelmiyor asıl eserdeki en çarpıcı Detay geminin küçük gözükmesi





 Ayrıca bu çalışmada babanın üzgünlüğü daha barizken asıl eserde o düşünceli ve kabullenmiş tasvir bana daha vurucu geliyor ama en önemlisi bu çalışmada o kahramanlık o dramatik yoğunluk yok gemiye kendilerini fark ettirmeye çalışan ikiliyi görüyoruz ama asıl eserde fıçıların üstüne çıkan ve aşağıdakilerden destek alan bu ikilinin verdiği yükselme hissi bambaşka Gerçi bu çizim Jericho bir etüt eseriydi bu çizimdeki eksikliklerini fark edip güncellemeler yaptı bu çalışmanın asıl eserimiz olan faydasını atlamamak gerek kullandığım eserin ne kadar yüksek çözünürlüklü olduğunu fark ettiniz değil mi tabloyu ne kadar Yakınlaştır alsam da kalite öyle kolay kolay düşmüyor bu eserin görsel dosyası gayet büyük bir boyutta. Çünkü eserin Kendisi de büyük bu tablonun boyu neredeyse 5 metreyken eniyse 7 metre Tablodaki insanlar da gerçek bir insan boyutuna yakınlar Bu eseri sergilendiği LV Müzesinde canlı izlerken kendimizi Bir Hayal edelim o gerçekçi boyutlar bizi bu eserin içine çekerdi Üstelik salın bize doğru olan köşesine bakın bir adım atsak bu salının içinde Biz de olacağız Sığ Deniz, Derin Eser sanki gelelim şimdi eserin sergi kısmına Çünkü bu eserin çizim süreci ne kadar çalkantılı İsa Emin olun sergilenme süreci de öyleydi 1819 yılında medusa'nın salı Paris salonunda sergilendiğini eserden büyülenen kadar ürperen de vardı Bir kere bazılarına fazla sert kaçtı bu eser sanatın bu kadar vahşi olmaması gerektiğini düşünenler vardı ama en önemlisi eserin siyasi bir eleştiri olduğu düşünüldü. Sonuçta Medusa faciası hükümetin utanç duyduğu bir olaydı. Medusa gemisinin kaptanı, hükümetle iyi ilişkilere sahip olduğu için seçilmişti. Böyle bir kaptanı Medusa'ya atamak tam bir liyakatsizlik ve adam kayırma örneğiydi. Ve bunun bedeli tecrübesiz kaptanın gemiyi karaya oturtması ve bir felakete yol açması oldu. Hele ki tüm o üst düzey insanların plikaları atlayıp alt kesimi ölüme terk etmesi gerçeği, Fransa'nın itibarını sadece kendi içinde değil, yurt dışında da zedeliyordu. Bu tablo, salonda sergilenen diğer eserlerden çok farklıydı. Serginin geneli, milliyetçi damarı harekete geçiren görkemli anların aktarıldığı eserlerden oluşmaktaydı. Lakin Jeriko'nun eseri hiç de öyle gurur verici bir ana aktarmıyordu. Resim yine de sergilendi fakat sergi sırasında resmin altındaki açıklama yazısından "Medusa" taberi çıkarıldı ve eserin ismi "gemi enkazı sahnesi"ne çevrildi. Başka bir tartışmalı konuysa, eserdeki siyahi figürdü. Medusa'nın sefere çıkmasındaki amaç Senegal kolonisi yapmaktı. Dönemin hükümeti köle ticaretine ılımlı bakıyordu. Kölelik karşıtı biri olan Jeriko, eserindeki siyahi figürü bu kadar kahramanca aktarması sadece hükümetin köle politikasına yönelik bir eleştiri değil, o dönemlerde hareket gösteren köle karşıtı oluşumların kullanmayı tercih ettiği bir semboldü. Bu sembolde, siyahi figür elleri zincirli, dizleri üstünde çökmüş ve sanki yalvarırcasına bir haldeydi. Anlayacağınız, kölelik karşıtı hareketlerin kullandığı tasvirlerde bile siyahilerin zincirlenmesi vurgu vardı. Oysa Jeriko'nun eserinde hiç öyle mi? Siyahi figür adeta kahramandı, umudun temsilcisiydi. Jeriko, bu yenilikçi tasviriyle kölelik karşıtı hareketlere de ilham verecekti. Eserin dokusu ne kadar karamsar olsa da, bu esere kölelik bağlamında bakarsak, ödenen o kadar bedelden sonra kazanılan bir özgürlük veya Fransa hükümeti açısından baktığımızda, yozlaşan bir yönetim sonucu artık ihtiyaç duyulan bir devrim gözüyle de bakmak mümkün.

Théodore Géricault


Şimdi resme dair siyasi tartışmaları bir kenara bırakalım. Çünkü bu eserin sanat akımı açısından da konuşulması gereken kısımları var. Sergideki insanların zihinlerinde ortak bir düşünce dolaşıyordu. Bu resim insanı arada bırakıyordu. Eserdeki umut ve keder o kadar iç içe idi ki insanlar hangi duyguya kapılacaklarını şaşırıyordu. Bu kişilerin kurtulacağına sevinsek mi, derken hemen aşağıdaki feci manzarayla yüzleşiyoruz. Ayrıyeten, bu eserdeki vücut tasvirlerinde bir tuhaflık yok mu? Sizce de figürlerin o kaslı, estetik vücutlarına.....bakın, bu kişilerin gerçek yaşantılarını düşündüğümüzde, günlerdir aç ve susuz bir halde olan insanların vücudu neden bu kadar görkemli aktarılmıştı? Eser bize, ucundan da olsa neoklasisizm akımını hatırlatıyor. Bu akımda, yer yer daha yüce bir dava uğruna kendini feda eden kahraman vari figürler görürüz. Bu akıma örnek teşkil eden Sokrates'in ölümüyle "Medusa'nın Salı" eserini kıyaslayalım. Sokrates'in kaslarına dikkat edin ve gerçekte kendisi bu kadar da görkemli bir görüntüye sahip değildi. Tıpkı saldaki figürlerin de gerçekte böyle olmadıkları gibi. Jeriko'nun eserinde olduğu gibi burada da ölüm var, ama Sokrates'in ölümü felsefesi uğruna gösterdiği bir fedakarlıkken, ölüme korkarak değil, kucaklayarak gidiyor. Jeriko'nun esinde ölümün yüce bir dava ile hiçbir alakası yok, insanın temel içgüdüsü olan hayatta kalma mücadelesi sadece. Beceriksiz bir kaptan ve alt kesimden oldukları için filikaya alınmamış bu insanlar var. Nihayetinde Sokrates öleceği için üzülenlerde bile bir zariflik görüyoruz, sanki tiyatro sahnesi gibi. Oysa Jeriko'daki yasa bir bakın, çok gerçekçi.


Bir mahvolmuş olan sal, neoklasisizm küçük de olsa parçalar içeriyor, ama ana hatlarıyla bu akımdan çok farklı. Doğanın kudretini ve o duygu yoğunluğunu hesaba katınca, eser kendisini romantizm akımına dahil ediyor. Jeriko, Pierre-Paul Prud'hon'un özellikle "Adalet ve İlahi İntikam Suçun Peşinde" isimli resminden etkilendi. Yerde bir ceset görüyoruz, katili ise hemen solda ve bu katilin cezasını soldaki ilahi intikam ve sağdaki adalet figürleri verecek. Odaklanma gereken yerdeki ceset, çünkü "Medusa'nın Salı"ndaki bedenlerin buradaki bedene ne kadar benzediğini fark etmişsinizdir. Eserdeki tarihsel arka planı da öğrendiğimizde, bazı taşlar yerine oturuyor. Örneğin, bu kanlı balta, illaki saldaki insanların etiyle temas etmiştir. Hele ki sağda gerçekleşen yamyamlığı hesaba katarsak, soldaki cesede bakın mesela, sanki belden aşağısı yok gibi. Tam emin olamıyoruz, alt bölgesi salın altında da olabilir, ama yamyamlık faaliyetlerini düşününce, acaba bu adamın alt bölgesi yenildi mi diye düşünmeden de edemiyoruz.


Yazı boyunca, bu korkunç olayın derinliklerine dair bir yolculuk yaptık. Şimdi tüm bu bilgiler ışığında, şöyle bir soru yönlendireyim size: Bu eserdeki en çarpıcı fikir sizce hangisi? Benimkisi, oğluna yaz tutan bu baba mı, yoksa tepedeki siyahi figür mü? Kısacası, Jeriko'nun eserindeki yasa bir bakın, çok gerçekçi. Bir mahvolmuş olan sal, neoklasisizm küçük de olsa parçalar içeriyor, ama ana hatlarıyla bu akımdan çok farklı. Doğanın kudretini ve o duygu yoğunluğunu hesaba katınca, eser kendisini romantizm akımına dahil ediyor. Jeriko, Pierre-Paul Prud'hon'un özellikle "Adalet ve İlahi İntikam Suçun Peşinde" isimli resminden etkilendi. Yerde bir ceset görüyoruz, katili ise hemen solda ve bu katilin cezasını soldaki ilahi intikam ve sağdaki adalet figürleri verecek. Odaklanma gereken yerdeki ceset, çünkü "Medusa'nın Salı"ndaki bedenlerin buradaki bedene ne kadar benzediğini fark etmişsinizdir. Eserdeki tarihsel arka planı da öğrendiğimizde, bazı taşlar yerine oturuyor. Örneğin, bu kanlı balta, illaki saldaki insanların etiyle temas etmiştir. Hele ki sağda gerçekleşen yamyamlığı hesaba katarsak, soldaki cesede bakın mesela, sanki belden aşağısı yok gibi. Tam emin olamıyoruz, alt bölgesi salın altında da olabilir, ama yamyamlık faaliyetlerini düşününce, acaba bu adamın alt bölgesi yenildi mi diye düşünmeden de edemiyoruz.


"Medusa'nın Salı", sadece bir trajedinin anlatımı değil, aynı zamanda sanatın gücünü ve sanatçının yaratıcılığını da sergiliyor. Jeriko'nun bu eseri, hem estetik açıdan çarpıcı bir görsel sunuyor hem de izleyiciyi derin düşüncelere sevk ediyor. Her bir figür, detaylı bir düşünce ve emekle hayata geçirilmiş, izleyiciyi olayın içine çekmeyi başarıyor.



Sonuç olarak, "Medusa'nın Salı" sadece bir tablo değil, bir hikaye, bir protesto, bir derinlik yumağıdır. İzleyiciler için sadece bir eser değil, aynı zamanda bir deneyimdir. Jeriko'nun bu eseri, sanatın gücünü ve etkisini bir kez daha kanıtlıyor, insanın zorluğa ve trajediye karşı olan direncini ve dayanıklılığını yansıtıyor.









Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Küresel Yapay Zeka Araştırmalarında Durdurma Çağrısı: MIRI'nin Uyarıları ve Gelecek İçin Çözüm Önerileri

Dünyanın İlk Yapay Zeka Hastanesi Çin'de Açıldı