AI Varoluşsal Bir Tehdit Değil, Ama AI Kullanan İnsanlar Öyle
AI Varoluşsal Bir Tehdit Değil, Ama AI Kullanan İnsanlar Öyle
OpenAI'nin Kasım 2022'de ChatGPT'yi piyasaya sürmesinin ardından hepimiz aynı soruyu sorduk: AI bizi mi yoksa işlerimizi mi alacak? Birkaç ay sonra, işletme okulu profesörleri, ekonomistler ve yönetim danışmanları ortak bir yanıt üzerinde anlaştılar: AI insanları değil, AI kullanan insanlar insanları yerinden edecek.
ChatGPT'nin "Pearl Harbor anı" büyük teknoloji şirketlerindeki paniği en üst seviyelere taşıdı. Toplum, araştırma kurumları, eğitim organizasyonları ve işletmeler, AI kullanmaya hemen başlamanın her şeyi düzelteceği konusunda birbirini ikna etmeye başladı. Ancak bu süreç, AI'nın varoluşsal risklerine dair soruları gündemden düşürmedi. Bu hafta, OpenAI ve Google DeepMind'ın mevcut ve eski çalışanları, otonom AI sistemlerinin kontrol kaybının insan soyunu tüketebileceği konusunda uyarı içeren açık bir mektup yayınladılar.
Gerçek Tehdit: AI mı, İnsanlar mı?
Oxford Üniversitesi'nde Geleceğin İnsanlığı Enstitüsü'nün kurucu direktörü Nick Bostrom, 2013 TEDx konuşmasında varoluşsal riski "Dünya kaynaklı zeki yaşamın erken yok olmasını veya arzu edilen gelecekteki gelişim potansiyelinin kalıcı ve radikal bir şekilde yok olmasını tehdit eden bir risk" olarak tanımladı. Bu tanım, teknolojik olgunluğa ulaşmadan önce gerçekleşecek bir insan yok oluşunu kapsıyor.
Altı yıl önce, Bostrom, ölümü insanlığın üç büyük sorunundan biri olarak tanımlamıştı (diğerleri varoluşsal risk ve yaşamın genellikle olabileceği kadar iyi olmamasıydı). Bostrom'un bu tehditlere dair anlayışı, Elon Musk gibi teknoloji girişimcilerinin insan varoluşunu düşünme ve konuşma biçimiyle örtüşüyordu: İnsanın varoluşu, basit matematiksel olasılıklara indirgenebilecek kadar soyut bir şeydir.
Bostrom ve Musk, insan varoluşunu ve buna yönelik tehditleri, yok olma riskini hesaplayarak ya da süper zeka ile ilgili artı ve eksileri değerlendirerek anlaşılabileceğini düşünüyorlar. Ancak tarih boyunca en büyük varoluşsal düşünürler, insan varoluşunun bu şekilde anlaşılabileceğine neredeyse kesinlikle katılmazlardı.
Düşüncenin Kralı
Varoluşsal risk, Bostrom ve diğerleri bu terimi AI ile ilişkilendirene kadar çoğu üst düzey yöneticinin gündeminde değildi. Ancak filozoflar, yüzyıllardır insan olmanın ne anlama geldiğini ve insan olmayı bırakmanın ne anlama geldiğini tartışıyorlardı. Soeren Kierkegaard, Friedrich Nietzsche, Martin Heidegger, Jean-Paul Sartre gibi varoluşsal düşünürler, gelecekte insanlığın yok olmasından çok, insanların şu anda insan olmayı unutmaları konusunda endişeliydiler.
Varoluşsal filozoflar, ölümü bir sorun olarak değil, zamanımızı akıllıca harcamamızı hatırlatan bir varoluşsal koşul olarak görürler. İleri teknoloji, potansiyel olarak yaşamımızı sonsuza kadar uzatabilecek olsa bile, böyle bir sonsuz yaşam artık insan hayatı olmayacaktır.
Var Olmak mı, Yoksa Var Olmamak mı?
Musk'ın aksine, varoluşsal filozoflar insan varoluşunu soyut olarak görmezler. Heidegger'in yazdığı gibi, "ex-ist" terimiyle, insanın kendini bir şey ve bir başkası olarak anlama yeteneğini vurgulamak istedi. İnsanlar olarak, sadece var olmakla kalmayız, aynı zamanda kim ve ne olduğumuzu ve kim ve ne olmamız gerektiğini sorarız.
Bu, makineler üretenlerin insan düşünce ve davranışını taklit eden makineler yapma işindeyken göz ardı edebilecekleri bir özelliktir. Ancak bu, makineleri kullanan insanların insan olmanın ne anlama geldiğini unutmalarına yol açabilir.
İnsanlar İçin En Büyük Tehdit: İnsanlar
Kendimizi ve başkalarını basit yaratıklar olarak görmek, sadece kendi çıkarlarımız için hizmet etmeyi düşünmemizi engeller. Bireyler olarak ve insanlık olarak, yok olmaktan kaçınmaktan daha büyük bir amaca ihtiyacımız var. Bu nedenle bu makale, "AI Varoluşsal Bir Tehdit Değil, Ama AI Kullanan İnsanlar Öyle" olarak adlandırıldı: Teknolojik olgunluğun peşinden koşmak, varoluşsal olgunluğun kaybolmasına yol açabilir.
En büyük tehdit teknoloji değil, insan olmanın ne anlama geldiğini unutmuş insanlardır. İleri teknolojinin yaşamımızı uzatıp uzatamayacağı konusunda karar vermek, varoluşsal filozofların işi değildir, aynı şekilde matematik uzmanları ve teknoloji kurucularının da hayatımızı nasıl yaşamamız gerektiğini söylemeleri onların işi olmamalıdır. Ne için yaşamaya ve çabalamaya değer olduğunu belirlemek, her birimizin görevidir. Bu, AI'nın asla yerine getiremeyeceği bir görevdir.
Kendimizi ve çevremizi teknoloji merceğinden görmek yerine, insan olmanın getirdiği gözlerle, bedenle ve varoluşla görmeye başlamak, insan olmanın anlamını hatırlamanın en iyi yoludur.
Teknolojik olgunluğa ulaşmaktan daha büyük şeyler var hayatta. Bunu unutmamak, insanlık için yok oluştan daha büyük bir tehdittir.
Ali Nebi ER

Yorumlar
Yorum Gönder